Gönderen: Oyhan Hasan Bıldırki | 5 Ağustos 2008

HAŞİM’DE KAÇIŞ’I OLUŞTURAN RUHSAL VE SOSYAL ETKİLER, TEMALAR * Oyhan Hasan BILDIRKİ

 

Haşim, hayatıyla eseri birbirine bağlı bir kişidir. Osmanlı Devleti sınırları içinde bulunan Bağdat şehrinde doğmuştur (1884). Babası, Alûsizade Arif Hikmet Bey’dir. Annesi de yine Bağdatlı olan Kâhyazadeler ailesinden gelmektedir. Devrin kültür merkezi olan İstanbul’dan uzak bir yerde bulunan Haşim, çevresinin dilini, Arapça’yı öğrenmiştir. 1895 yılında İstanbul’a gelinceye kadar hemen hemen hiç Türkçe bilmiyordu. 1896’da Galatasaray’a girince, bu yabancı çevrenin insanları ona: “Arap Haşim” diye takılıyorlardı. Haşim’de böyle çağrılmanın etkisi büyük olmuştur. Arkadaşları tarafından horlanması, onun içe dönük bir kişilik geliştirmesine, onların oyunlarına katılmamasına ve her zaman bir köşeye çekilerek kendi halinde yaşamasına yol açmıştır.

Aslında Haşim; hasta bir annenin, sert mizaçlı bir babanın baskısı altında şaşkın bir durumda kalmış ve üzüntüler içinde bunalmıştır. Haşim’in küçük ruhu babasından çok, hasta olan annesine yakındır ve onda ileride şiirlerinde sık sık göreceğimiz duygusallık annesinden geçen bir etkidir. Babasının kendisine yüz göstermeyişi, devamlı hasta olan ve sonunda da bu hastalıktan kurtulamayarak ölen bir anne, şairin ruhunda derin bir boşluk bırakmış ve öksüzlüğü bütün hayatı boyunca gönlünde kanayan bir yara olmuştur.

Babasının sertliği, görevi nedeniyle taşrada bulunmak zorunda olması, annesinin ölmesi sonucunda baba ocağından uzak bir yatılı okula yerleştirilmesi, ondaki yalnızlık duygusunu derinleştirmiştir. Haşim’in hayat gerçeklerinden aldığı bu ilk izler, acı ve ıstırap verici olmuştur. Bu yüzden huzursuzlaşmıştır. Annesini küçük yaşta kaybeden Haşim, duyduğu bu ilk ve en büyük acıyı i“Hazan, Hatime, Nehir Üzerinde, Hasta İken, Sensiz, O” simli şiirlerinde dile getirmiştir.

“O” şiirinde Haşim’in şöyle seslendiğini görüyoruz:

 

Bir hasta kadın, Dicle’nin üstünde her akşam

Bir hasta çocuk gezdirerek, çöllere gül-fâm[1]

Sisler uzanırken, o senin doğmanı bekler.

 

“Hasta İken” şiirinde şöyle söylüyor:

 

Bir vâlide, bir zevc-i mükedder[2], sonu mübhep[3]

Bir ince çocuk çehresi, ben muzlim[4] ü ebkem[5]

Bi-his uzanan hastayı durmuş düşünürken

 

Daha sonra o hasta anne hayata veda ediyor ve şair de o hazin sonu şu mısralarında ebedîleştiriyor:

 

Zulmet o kadar doldu ki âfaak silindi

Elvâh[6]a, mesâfât[7]a, yere gölgeler indi.

Solmuştu o gölgeyle o sâkit[8] ser-i müşfik[9],

Tüllerde yatan hastayı sarmıştı karanlık;

Gözler, ölü gözler gibi bî-lem’a ü hâlî[10],

Olmuştu bütün mevt-i mûhîtat[11] ile mâlî…

“Şi’r-i Kamer”lerinden aldığımız bu parçalarda Tevfik Fikret’in etkileri açık olarak görünmekle beraber, Haşim, hassasiyet bakımından onu aşmıştır.

Galatasaray Sultanisi’nde iken okul arkadaşları İzzet Melih, Emin Bülend, Abdülhak Şinasi ve Tahsin Nahid Bey’lerle edebiyat üzerine konuşuyorlar ve Fransız Edebiyatı’nı izliyorlardı. Fransız şairlerinden Charles Baudelaire, Pul Verlaine. Arthurt Rimbaud, Stéphane Mallarmé ve Henri de Réigner gibi sembolist şairleri okuyan Haşim, bu şairlerin şiir anlayışlarına bağlanacak ve kendi ruhsal özelliğine uygun birtakım sembolleri kullanmakta gecikmeyecekti. “Piyâle” önsözünde Haşim’in ortaya koyduğu şiir görüşleri, yukarıdaki sembolist şairlerin şiir görüşlerine benziyordu.

“Mevzu gece içinde güller gibi, cümlenin ahenkli karanlığında ve muattar[12] heyecanı için bir nîm-şekl olarak, ancak sezilir bir halde bırakılırsa muhayyile onun eksik kalan aksâmını ikmâl eder ve onu hakikatten bin kerre daha müheyyic[13] bir vücut verir. Harabelerin, uzaktan gelen seslerin, nâ-tamam resimlerin, kaba yontulmuş heykellerin güzelliği hep bundandır. Hiçbir çehre hayalde göründüğü kadar hakikatte güzel değildir. İlk defa kapılardan gece girdiğimiz şehirlerin gündüz manzarası hayal için en azından sukut olduğunu kim tecrübe etmemiştir? Muhayyile, yarasa kuşu gibi, ancak şirin nîm karanlığında parvâz edebilir.

Hâsılı şiir, resullerin sözü gibi, muhtelif teşrifata müsait bir vüs’at[14] ve şümulü hâiz olmalı. Bir şirin mânâsı diğer bir mânâ olmaya müsait oldukça her okuyan ona kendi hayatının da mânâsını izâfe[15] eder ve bu suretle şiir, şairle insanlar arasında müşterek bir teessür lisanı olmak pâyesini ihraz[16] edebilir. En zengin, en derin ve en müessir şiir herkesin istediği tarzda anlayacağı ve binaenaleyh nâmütenâhî [17]hassasiyetleri isti’âb[18] edecek bir vüs’ati olandır. Mahdud ve münferit bir mânânın çemberi içinde sıkışıp kalan şiir, hududu, beşeri teessürâtinin mahşerini çeviren o mübhem ve seyyâl şiirin yanında nedir?”[19]

İşte Haşim, bu! O’nun şiiri bilinmezliklerle dolu, gizli güzellikleri içinde barından ve akan bir şiirdir.

Haşim’in himaye görmeyişi, toplum tarafından itilmesi, onu insanlardan öç almaya yöneltmiş, kavgacı ve tezatlarla dolu bir kişilik geliştirmesine yol açmıştır. Haşim’in bu içe dönüklüğüne, kendi dünyasında yaşamasına bir başka neden de; onun aşağılık duygusu içinde bulunması, yüzündeki Halep çıbanı sebebiyle kendini çirkin olarak düşünmesi, karşı cinsin kendisine yüz vermeyişidir. Aslında Haşim, hırçın mizaçlı bir kişidir. Onun yetişme tarzı, duygusallığı, çirkin olduğunu kabullenmesi, hırçın olması, arkadaşları tarafından sevilmediğini sanması, onu kendi yarattığı dünyaya çekmiştir. Diyebiliriz ki Haşim, fildişi kuleye çekilen bir şairdir, toplumla ilgilenmez, devrin olaylarına karşı ilgisiz durur.

Haşim’in bu içe dönük ruh hali, 1914 yılına kadar sürer. 1914 yılında çıkan I. Dünya Savaşı’na subay olarak katılan Haşim, Anadolu’nun birçok yerlerinde görev yapar, İzmir’de, Aydın’da ve Çanakkale’de bulunur. Bu savaş da onun gerçeklerden kaçmasını büyük ölçüde tetiklemiştir. Haşim savaş boyunca, savaşın vahşetini görmüş, hatıralarının acılığı sebebiyle kendi hayâl âlemine çekilmiş ve kendi dünyasının şiirini yazmıştır.

Tanzimat’ın birinci neslinden olan İbrahim Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa; toplumun dertlerini ortaya koymuşlar, -özellikle Namık Kemal- milletin özleyişlerini, coşkularını dile getirmişlerdir.  İkinci nesilden olan Abdülhak Hamid ve Recaizade Ekrem ise biraz romantik oluşları dolayısıyla kapalı olarak toplum meselelerine dokunmuşlardır. Servetifünuncular bu ikinci neslin etkisindedirler.

Oysa Haşim’de toplum meselesi diye bir şey yoktur. Haşim bu meselelerden uzak kalmıştır. Bu onun için bir kusur değil, belki bir meziyettir. Özellikle Haşim, kendi iç dünyasının, hayâllerinin şiirini yazdı. Bir özlemin, kökleşmiş nı ve acılarının şiirini yazdı. Sanat gücünü, kendi ruhsal durumuyla birleştirdi. Dış âlemle olan ilgisini ruh haline bağladı ve bu yüzden toplumsal meseleler onu pek ilgilendirmedi. Yukarıda sıraladığımız sosyal ve toplumsal sebepler yüzünden, fildişi kulesine çekildi ve Batılıların “poésie pure” dedikleri saf şiirini örmeye koyuldu.

Diyebiliriz ki Haşim, ruhunda duyduğu acı ve ıstırapların etkisinde kalarak gerçekten korkan, gerçekten kaçan adamdır. Yani Haşim, hayalperesttir. Şiir görüşlerini özetlerken söyle bir cümlesini yazmıştık: Nesrin müvellid[20]i akıl ve mantık, şiirin ise idrak mıntıkaları haricinde, esrâr ve meçhulâtın geceleri içine gömülmüş, yalnız münevver[21] sularının ışıkları, gâh ü bîgâh ufk-ı mahsusata akseden kutsal ve isimsiz bir memba[22]dır.”

İşte Haşim, akıl ve mantık çemberinin dışındaki hayal âleminin sırlarla dolu, meçhul gecelerin içine gömülmüş olan şiirlerini o kutsal ve isimsiz kaynaktan bize sunmak istemiştir.

 

Oyhan Hasan BILDIRKİ 


[1]  Pembe gül renkli.

[2]  Kederli eş.

[3]  Karanlık, bilinmeyen.

[4]  Kapanık, sır yumağı.

[5]  Dilsiz, suskun.

[6]  Tablolar, resimler.

[7]  Uzaklıklar.

[8]  Suskun, susmuş. Ağrı, düşük.

[9]  Acıyan, merhamet eden baş.

[10]  Parıltısız, donuk ve boş.

[11]  Okyanusların, çevrenin, etrafın ölümü.

[12]  Itırlı, güzel kokulu.

[13]  Heyecan verici.

[14]  Genişlik, bolluk.

[15]  Katma, karıştırma

[16]  Alma, kazanma, elde etme.

[17]  Sonsuz, uçsuz bucaksız.

[18]  İçine alma.

[19]  Ahmet Haşim, Piyale.

[20]  Doğurucusu, özü.

[21]  Işıltılı, parıltılı.

[22]  Kaynak

Reklamlar

Responses

  1. Şünü öğrenmek istiyorum. Haşim kadına evlenme teklif edince kadın haşime ne cevap vermiş


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: